Yarı Çıkık Mendil
Saat dörtte gelir,
paltosunu çıkarmaz.
Kırk beş dakika boyunca
bir düğmeyle konuşuruz aslında:
açılıp açılmayacağıyla.
Masada bir kutu mendil durur,
hiç dokunmadığı.
Kutudan bir mendil hep yarı çıkık bekler,
dilin ucunda bir söz gibi.
"Bugün iyiyim," der,
ve bunu kapıya bakarak söyler.
Ben not almam;
camın buğusuna bakarım,
içerisi ile dışarısı
nerede karışıyor diye.
Giderken bir şey unutur her seferinde:
bir eldiven, bir şemsiye, bir cümle.
Haftaya almaya gelir.
İyileşmek belki budur, diye düşünürüm:
geri dönebilmek için
bir yerde bir şey bırakmak.
Yorumlar · 0