✦ Her gün yeni dizeler, yeni sesler·Kasım yarışması başladı: tema "göç"
✎ Şiir Yaz
Kitaplar › Hancı › 2. bölüm
Hancı · 2. bölüm · 2 dk

Mahallenin Son Bakkalı

Hilmi Amca'nın dükkânı geçen ay kapandı. Sessizce, bir salı sabahı, kimseye haber vermeden. Kepengin üstüne yapıştırılmış küçük bir kâğıtta yalnızca "teşekkürler" yazıyordu.

Bunu yazmak için bir ay bekledim. Çünkü kapandığı gün yazsaydım öfkeyle yazardım, ertesi hafta yazsaydım hüzünle. Bir ay sonra ise ne öfkeli ne hüzünlüyüm. Sadece bir boşluk var. Sokağın köşesinde, kepenkleri inmiş, camına "kiralık" yazılmış bir boşluk.

Hilmi Amca o dükkânı otuz yedi yıl işletti. Mahalleye ilk taşındığımızda ekmek almaya gittim, bana adımı sordu. Söyledim. Bir daha hiç sormadı ama bir daha hiç unutmadı. Kızım doğduğunda dükkânın camına "hoş geldin bebek" yazan bir kâğıt asmıştı. Annemi kaybettiğimde bir hafta boyunca kapımıza ekmek bıraktı, para almadı.

Veresiye defteri vardı. Eski, kenarları yıpranmış, mavi kapaklı bir defter. Mahallenin yarısının adı oradaydı. Ay sonu gelene kadar yazılır, ay sonunda çizilirdi. Bazı adlar hiç çizilmezdi. Hilmi Amca onlara hiçbir zaman bir şey demedi. Sadece defterin o sayfalarını bir lastikle bağlamıştı.

Son günlerinde ona sordum: "Neden kapatıyorsun Hilmi Amca?"

Omuz silkti. "Kimse gelmiyor kızım. Herkes büyük marketten alıyor. Ya da telefondan sipariş veriyorlar, kapıya geliyor. Ben ne yapayım?"

Kızmadı. Kimseye kızmadı. Büyük marketlere de, telefon siparişlerine de, mahallenin yeni sakinlerine de. Sadece yorulmuştu. Otuz yedi yıl her sabah altıda kepenk açmanın yorgunluğu.

Dükkânın son gününde mahallenin çocukları ona bir kart yaptı. Elle çizilmiş, renkli kalemlerle boyanmış bir kart. Üstünde bir dükkân, dükkânın önünde gülümseyen bir adam, yanında da kocaman harflerle "Teşekkürler Hilmi Amca" yazıyordu. Hilmi Amca kartı alınca hiçbir şey demedi. Gözlüğünü çıkardı, sildi, yeniden taktı. Sonra kartı tezgâhın üstüne, kasanın yanına koydu. Akşam kepengi indirirken kartı da yanına aldı.

Veresiye defterini ne yaptığını sordum. Gülümsedi. "Yaktım," dedi. "Çizilmemiş adlarla birlikte. Kimse kimseye borçlu kalmasın." Sonra ekledi: "Ama o defteri yakarken mahalleyi de biraz yaktım gibi geldi kızım. Otuz yılın adları vardı içinde."

Bu yazıda bir şeyi suçlamak, birilerine kızmak, eski günlere ağlamak kolay olurdu. Ama yapmayacağım. Çünkü Hilmi Amca da yapmadı.

Sadece şunu söyleyeceğim: Bir mahalleyi mahalle yapan şey binaları değil, birbirinin adını bilen insanlar. Hilmi Amca bizim adımızı biliyordu. Şimdi kim bilecek?

Belki biz. Belki birbirimizin adını sormaya başlarsak, o köşedeki boşluk biraz dolar.

Hilmi Amca, bu yazıyı okuyor musun bilmiyorum. Okuyorsan: Adımı unutmadığın için teşekkürler. Ben de seninkini unutmayacağım.

TEMA