Telefonun Sessiz Modu
Geçen hafta bir deney yaptım. Telefonumu bir hafta boyunca sessize aldım.
Kapatmadım, dikkat edin. O kadar cesur değilim. Sadece sessize aldım. Bildirimler gelecekti ama ses çıkarmayacaktı, titremeyecekti, ekran yanmayacaktı. Ben ne zaman bakmak istersem o zaman bakacaktım. Basit bir fikir. Uygulaması ise hiç basit değildi.
Birinci gün: Panik. Telefona her beş dakikada bir baktım. Ses gelmiyordu ama ben duyuyordum. Hayalet bildirimler. Cebimde bir titreşim hissediyordum, çıkarıp bakıyordum, hiçbir şey yok. Akşama kadar telefona belki yüz kere baktım. Sessiz mod beni daha bağımlı yapmıştı.
İkinci gün: Pazarlık. Kendime kurallar koydum. Saat başı bir kere bakacağım. Sonra yarım saatte bir. Sonra "ama ya acil bir şey olursa" diye on beş dakikada bir. Kuralları ben koydum, ben bozdum.
Üçüncü gün: Hile. Telefonu başka bir odaya bıraktım. Bir kitap okudum. Kırk sayfa! Telefon olmadan kırk sayfa! Sonra yarım saat boyunca o kırk sayfayı kimseye anlatamadığım için sıkıldım ve telefona koştum.
Dördüncü gün: Kabullenme. Telefonu unuttum. Gerçekten unuttum. Akşam yemeği yaparken fark ettim ki öğleden beri ona hiç bakmamışım. Bir an korktum. Sonra güldüm.
Beşinci gün: Huzur. Sabah balkonda kahve içtim, kuşları dinledim. Akşam bir arkadaşımla yüz yüze konuştum, iki saat, hiç ekrana bakmadan. Gece erken uyudum. Rüyamda telefon yoktu.
Altıncı gün: Gurur. Artık sessiz mod ustası olmuştum. Kendimi bir keşiş gibi hissediyordum. Bu yazının nasıl bir zafer yazısı olacağını düşündüm. Okurlarıma ne güzel öğütler verecektim.
Yedinci gün: Telefonu yeniden açtım. Sesini açtım, bildirimlerini açtım, ekranını aydınlattım. Ve bekledim. Bir haftalık sessizliğin ardından ne kadar çok mesaj, ne kadar çok arama, ne kadar çok "neredesin?" sorusu biriktiğini görmeye hazırdım.
Üç mesaj vardı. İkisi reklam. Biri annemin "akşama gel" mesajı.
Kimse beni özlememişti.
Sevgili okur, bu yazının sonunda size telefonunuzu sessize almanızı öneremeyeceğim. Çünkü bu deneyin bana öğrettiği şey dijital detoks değil, alçakgönüllülük oldu. Dünya ben telefonuma bakmasam da dönüyormuş. Hatta hiç fark etmiyormuş bile.
Bu bir yandan çok rahatlatıcı. Öbür yandan biraz kırıcı. Bir hafta boyunca dünyanın bensiz nasıl idare edeceğini merak etmiştim. Meğer dünya bu soruyu hiç sormamış. Kendimi bu kadar önemli sanmamın sebebi belki de o bitmeyen bildirim sesleriydi. Her ses bana birinin beni beklediğini söylüyordu. Ses kesilince bekleyenlerin de aslında çok az olduğunu gördüm.
Ama annemin mesajı vardı. Akşama gel. Gittim. Börek yapmıştı. Telefonuma bir kez bile bakmadım.
Sessiz modun asıl faydası buymuş galiba: Gerçekten önemli olan sesleri duymak.