✦ Her gün yeni dizeler, yeni sesler·Kasım yarışması başladı: tema "göç"
✎ Şiir Yaz
Kitaplar › Sevgili Günlük › 3. bölüm
Sevgili Günlük · 3. bölüm · 2 dk

Mutfak Masası

Sevgili Günlük,

Bir evin başkenti neresidir? Bugün bunu düşündüm ve cevabı buldum: Mutfak masası.

Salon değil. Salon misafirler içindir, bayramlarda açılır, koltuklarının üstüne örtü serilir, vitrinindeki tabaklar hiç kullanılmaz. Salon bir evin vitrinidir, başkenti değil.

Yatak odası değil. Orası bir sığınak, bir sınır ötesi. Herkesin kendi küçük ülkesi.

Ama mutfak masası... Orada her şey olur.

Sabah kahvaltısı orada yapılır, telaşla, ayakta, bir lokma ağızda bir ayakkabı ayakta. Ödevler orada yapılır, akşam yemeğinden sonra, kırıntılar silinmeden. Faturalar orada açılır, hesaplar orada yapılır. Kavgalar orada çıkar, barışmalar orada olur. Gece yarısı uyuyamayanlar orada buluşur, iki bardak çayla, fısıltıyla.

Bizim mutfak masamız ikinci el bir masa. Evlendiğimizde bir eskiciden aldık, ayaklarından biri biraz kısa. Yıllardır altına katlanmış bir kâğıt koyuyoruz. Kâğıt değişiyor, masa aynı kalıyor. Kızım ilk adımlarını o masanın kenarına tutunarak attı. Eşim işten çıkarıldığı akşam o masada oturup hiç konuşmadı. Ben ilk şiirimi o masada yazdım, bir gece yarısı, herkes uyurken.

Masanın üstünde izler var. Bir sıcak tencere izi, kızımın boya kalemiyle çizdiği bir kedi, bir de nereden geldiğini kimsenin bilmediği küçük bir yanık. Bunlar silinmez, ben de silmeye çalışmam artık. Bir haritanın üstündeki şehirler gibi bunlar.

Birkaç yıl önce eşim yeni bir masa almayı önerdi. Daha geniş, daha modern, ayakları eşit. Mağazaya gittik, birini beğendik bile. Sonra eve döndük, eski masanın başına oturduk, çay koyduk ve ikimiz de bir şey demedik. Yeni masa hiç alınmadı. Bazı başkentler taşınmaz.

Ama bir şey daha var, Sevgili Günlük, ve bunu yazmadan geçemem.

Bu başkentin bir memuru var ve adı hiçbir yerde geçmiyor. Masayı silen el. Sabah kahvaltısından sonra, akşam yemeğinden sonra, ödevlerden sonra, kavgalardan sonra. Kırıntıları toplayan, lekeleri silen, masayı her gün yeniden bir başkent hâline getiren el. Çoğu evde o el bir kadının eli. Benim evimde benim elim.

Bunu bir şikâyet olarak yazmıyorum. Ya da belki biraz yazıyorum. Ama asıl söylemek istediğim şu: O el görünmez. Masada ödev yapan çocuk, fatura hesaplayan eş, gece yarısı çay içen dostlar, hiçbiri o eli görmüyor. Ve bu yüzden masa her sabah temiz, sanki kendiliğinden.

Bu akşam yemekten sonra masayı silmedim. Bilerek. Kırıntılar, bir çay lekesi, bir parça ekmek kaldı. Sabah eşim kalktığında masaya baktı, sonra bana baktı. Bir şey demedi. Bezi aldı, masayı sildi.

Küçük bir devrim, Sevgili Günlük. Başkentte küçük bir devrim.

TEMA